9 Kasım 2010 Salı

İzmir'e 5 kala...

İçimin coşkuyla dolmuş olması sanırım İzmir'e gidişimin yaklaşmasından.Ne garip eskiden İstanbul'a kalmaya geleceğim zaman heycan basardı gün sayardım...Şimdi İstanbul'dayım İzmir için heyecanlanıyorum...Evet şuna bir kere daha karar verdim ki ben nerede değilsem orada olmak istiyorum :)
Gidince yapmam gereken 2 şey var.Bir boyoz yiyeceğim mutlaka bir de Kordon'da bira içeceğim.Bunları yapmadan dönmeyeceğim..Zaten görünen o ki yine Kuşadası İzmir arası mekik dokuyacağım...
Tabi gitmeden önce buradaki hareketliliğim de ayrı bir durum.Bir kere geldiğimde evi temiz bulmak istiyorum o yüzden temizlik yapmalıyım.Çamaşır yıkamam lazım yıkananları ütülemem lazım bavul yerleştirmem lazım ve bunları yapmam için 3 gecem kaldı turbo güçle çalışmaya ayarlamalıyım kendimi....Ne götüreceğimi hala bilemiyorum ki bu tehlikeli bir durumdur:)Böyle olunca ne var ne yok toplayıp gidiyorum bavul taşımaktan kollarım kopuyor.
Kişisel bakım saç baş hazırlıklarımı haftasonu bitirdim üzerimden bir yük kalktı sanki :) Bu da önemli bir ayrıntıydı hallettim :) Bu işi hallettikten sonra tipik cumartesi taksi bulamama işkencesi yaşadım.CKM nin oradan Ethemefendinin sonuna kadar çevreyolu ayrımına kadar yürüdüm taksi bulabilme umuduyla..Biraz daha sıksam eve giderdim yürüyerek.Sonra gökten bana bir taksi indi.Nasıl dertli bir taksiciydi nasıl :) kadıköyde miting sıkışıklığı Fener maçı yoğunluğu derken adam çileden çıkmış.Bende ta nerden nereye yürüdüğümü nasıl acıktığımı anlattım.Dertleştik.Dertleşme falan da olunca adam kendine yakın buldu heralde bana yanlış anlamazsanız şu benzinlikte tuvalete girebilir miyim trafikten hiç fırsat bulamadım dedi..Hiç böyle de birşeyle karşılaşmamıştım şaşırdım :) Adamcağız sıkışmış ne diyeyim olur dedim.parketti arabayı koştu wc ye...Ne kadar insani bir durum çiş gelmesi ama nedense benim çok gülesim geldi.Güldüm :)

31 Ekim 2010 Pazar

Yeni bir hikayem var .....

Herkesin bir hikayesi vardır.Bazı insanlar aynı hayat içinde birkaç hikayeyi yaşar.Bazen bir hikaye biter ve yenisi başlar.Benim yeni hikayem 9 mart 2010 da yeniden başladı.Bir telefonla yeni bir iş,yeni bir şehir,yeni bir hayata adım attım.Bir günde eşyalarımı topladım,İzmir-İstanbul biletimi aldım yola çıktım bavullarımı açamadan 11 martta işe başladım.Bu kadar büyük değişikliği ağlamadan kabul etmek kolay olmadı.Neden ağladığımı bilemeden,yeni işime sevinemeden,ya da birçok şey için ağladım.Zaman geçtikçe anladım orada bıraktığım arkadaşlarıma ve aileme ağladığımı,ertelediğim başlangıçlara ağladığımı,bildiğim ve ben gidince de devam edecek hayattan sıyrılıp benden önce de devam eden bir başka hayatın içinde yer etme çabama ağladığımı...
Hayatımın her döneminde hep yaşamak istediğim şehirdeydim nihayet.Teyzemdeki birkaç aylık misafirlikten sonra kendi evime geçtim.Evimi sevdim.Kendi evim kavramını daha çok sevdim.Buradaki arkadaşlarımla isetdiğim zaman görüşebilme ihtimalimi sevdim.Tahmin ettiğim kadar sancılı olmadı alışma sürecim.İşime de evime ve yeni hayatıma da kolay adapte oldum.Ama zaman zaman ne kadar yabancıyım buraya dediğimde oldu.
İnsanın yaşadığı yerdeki sokakları,apartmanları,dükkanları ve tanımasada içlerinde yaşayan insanları bilir olması diye bir şey varmış meğer.İçinden çıkıp arkama dönüp bakınca anladım bunu.Sokaklarda gezerken tanıdık birini görme ihtimalinin hiç olmamasının insana nasıl koyduğunu anladım.Kalabalık caddelerde gezerken bir an durup etrafıma bakıp "Şu koca şehirde hiçkimseyi tanımıyorum" diye kaç kere bağırmak istedim...Ama hep yaşamak istediğim şehirdeydim,kendi evimdeydim,cesur buldum kendimi çabuk atlattım.
Şimdi bu şehirle kaynaşmak için çabalıyorum.Sokaklarını tanımaya çalışıyorum,gördüğüm yüzleri hafızama kaydediyorum.Kendime yeni bir hayat yazmaya başladım hikayem aksın istiyorum.