13 Aralık 2011 Salı

bir film seçseydim belki de bunları yazmazdım :))

Geçen akşam arka arkaya film kanallarna baktım.Konularını okudum içlerinden bir tane beğenip seyredeyim diye ama ne o an oynayanlardan ne de daha sonra başlayacak olanlardan bir tane beğenemedim.O kadar konu okuyunca bir şey farkettim.Yabancı filmlerin çoğu herhangi birşeyden dolayı hayatında değişiklik yapmak isteyen , bunun için işini evini şehrini bırakıp küçük bir kasabaya yerleşen ve orada Amy ya da John'la tanışıp bambaşka olan insanların hayatını konu alıyor. Oyuncular değişiyor terkedilen şehirler değişiyor hepsini tetikleyen konu ayrı ama hikaye hep aynı ....
Bunu farkedince gözümün önüne bizim eski Türk filmleri geldi.Konular özünde zengin kız fakir oğlan veya tam tersi şekllinde olur.Mutlaka bir kötü insan vardır(kadın ya da adam )Önce şımarık kız ya da ukala esas oğlan fakir ama gururlu olana yüz vermez.İçten içe aşık olur ama kendine bile itiraf edemez.Sonra nayır nnnallahım onu görmeden yiyemiyor gülemiyor adeta nefes alamıyorum diyerek bir elini yumruk yapar ve pencerenin önüne doğru sert bir hareketle bu eli diğer elinin avucuna vurur.Bu arada her filmde en iyi dostu oynayan ve hep ikinci rollerde kalmaya alışmış -ki birkaç ornek vardı ama şu an aklıma gelmiyor- bir dost anlayışlı bir gülümsemeyle onun sırtını sıvazlar ve "Ne duruyorsun koş ona " şeklinde bir replikle onu sevdiğine üfürür :)
Ve ben bu giriş gelişme sonucunu bildiğim bütün filmleri aynı zevkle her seferinde seyrederim :) Aslında o "işte yeni ben" konulu yabancı filmleri de severim de bu sefer istediğim oyuncular denk gelmedi sanırım ondan seçemedim.seçemeyince biraz önce yaptığım kimseye bir faydası olmayacak bu manasız analizi yaptım :))

21 Ağustos 2011 Pazar

Benim hala umudum var...

Hayata başlarken; ki bunun ne zaman olduğunu tam kestiremiyorum .İnsan hayata doğduğu zaman mı başlar aslında,yoksa kendi iradesiyle adımlar atmaya başladığı zaman mı?....Aslında bazen her yeni gün hayata adım attığım ilk gün diye de düşünüyorum...
Neyse işte o ilk hayata adım attım bilincine vardığım zaman ne olmak ve ne yapmak istediğime dair bir kararım olmadı benim hiç...Birkaç fikrim vardı sadece sanırım onlarda tutkulu istekler değildi ki ilk engelde dağılıp gittiler ve hep en tutkulu ve vazgeçilmez hayallerim olarak kaldılar :)Hayal dünyamın bir numaraları:)
Hayatta yaşadığım herşeyi, burada bekleyip topun gelişine vururum diyen bir vasat futbolcu tekniğiyle yaşadım...Ve tabiki süper transferlerim olamadı küme de düşmedim ama yıldız da olamadım...
İnsanın seçtiği hiçbirşeye tutkuyla bağlanamamasının hayatında bir havada asılı kalmış hissi yaratabileceğini de hiç düşünmemiştim.Baktığım zaman ne aşk beni bu rüzgar nereden eserse durumundan kurtarmış ne de kendimle ilgili hayallerim..Hep çabucak cayıvermişim her hayalimden...
Şu yaşımda aslında hayatımda tam olarak neyin olmasını istediğimi hala bilememek de galiba bunun kanıtı...
BU sabah uyandığım zaman nedense aklıma ilk gelen soru "Ne yapmak istiyorsun?" oldu.Şu saat itibariyle bir cevap bulabilmiş değilim :) Ama düşünmeye devam edeceğim.En azından bundan vazgeçmeyerek bir adım atabilirim :)
Bu günümü buna ayıracağım..Ne yapmak istiyorum aslında?Hayatımda kimin ya da kimlerin olasını istiyorum?Nasıl yaşamak istiyorum? Ve bu bulduğum cevapları gerçekleştirmek için neden kendi kendime bir işaret vermiyorum da isteklerim geçene kadar bir yerde oturmayı tercih ediyorum?
ASlında bugün bulmam gereken cevap "Neden hayatıma üşeniyorum??"

26 Nisan 2011 Salı

şifre

hooohhh hhhooooooo şifremi buldum bloguma girdiiiiiiiiimmmmm :):):)

bakalım neler olacak hehh heeee