22 Kasım 2012 Perşembe

yüreğinin götürdüğü yere git

Bu sabah uyandığımdan beri aklımda bu cümle var "Yüreğinin götürdüğü yere git"Böyle bir kitap vardı.Kitabı almamdaki tek neden adıydı.Kitaptan aklımda kalan da sadece adı zaten :) Ben genelde duygularıyla hareket eden bir insan oldum galiba...Bugün niyeyse hep bunu düşündüm kendimle ilgili verdiğim kararlar aklıma geldi.Arkadaşlık ilişkilerimde aşk ilişkilerimde işle ilgili kararlarda ve de iş ilişkilerimde ve de herşeyde... Eğer bir kararı mantık ve akıl yürüterek verdimse kesin pişman oluyorum.Bu akılsız olduğum anlamına gelmiyor tabi ki :) Ama kalp her zaman doğru yere götürüyor insanı bence , aklınla çeliştirme yeter... Kendini dinlemek önemli karar verirken.Şöyle gözlerini kapatıp gerçekten ne istediğine odaklandığın zaman o içinden gelen ses her zaman doğruyu söylüyor ama sen hemen bir akıl fikir mantık yürütüp kendince bir engeller bir bilmişlikler koyuveriyorsun hislerinle arana.Bu sefer de içinde çelişince hemen birilerine akıl danışıyorsun ve o birileri senden daha bilmiş bir edayla başlıyor sana bir bir yapılacakları sıralamaya....Hele bu birilerinden akıl almak işi hiç bana göre değil.Ben neden seçimlerimi başkasının aklına göre yapayım ki? Kendi aklımla bile yapmayı red ederken. Bir dönem doğru karar verememek endişem vardı.Ya yanlış bir karar verirsem hissiyle yaşadığım bir stres.Ne gereksiz olduğunu şu an rahatlıkla söyleyebilirim.Bu endişelerden kurtulmamda okuduğum bazı kitapların da büyük etkisi var tabi...Ama iyiki kurtulmuşum o hisden.Ne yorucu ne yıpratıcı birşey o her adımını ölçmek tartmak... Rahat olmak lazım hayatta , huzur önemli , yaptığın şeyden bulunduğun yerlerden yanındaki insanlardan keyif alıyor olman lazım.Alamıyorsan bırak git ya da gitsin.Belki de hep yüreğimin aktığı insanları seçtiğim için uzun arkadaşlıklarım oldu.Hep sahici dostlarım oldu.Hiç arkadaş kazığı yemedim ben şimdiye kadar.Her zaman yanımda oldular her kararımda destektiler.Verdiğim kararlardan yaşadığım olumsuzluklarda da yanımdaydılar yargılamadılar.kalbimin seçtiği arkadaşlarım beni hiç yanıltmadılar. Şimdi de kalbimin beni götürmek istediği bir yer var.Aklım oyunlar oynamaya çalışıyor ama gece yatıp aklımı uyuttuğumda yüreğimden geçenler rüyalarıma geldiğinde gördüklerimin verdiği o huzur başka bir şey...sabah o huzurla uyanıp içimin içime sığmaması başka bir şey... İşte bu yüzden bazen ona buna akıl vermeye çalışırken bulduğumda kendimi çok utanıyorum.O an fark edersem susuyorum boş ver söylediklerimi canın ne istiyorsa öyle yap içinden geçen önemli diyorum. Aaaa diyorum kendime , git diyorum , herkes gitsin diyorum.Her ne konuda olursa olsun Yüreğinin götürdüğü yere gitmek lazım diyorum.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Böyle birşeymiş işte .....

İki kişi bir hayatta nasıl barınır diye bir şeyler yazmışım bir vakit :) İşte o yazıyı toptan geri alıyorum...Hatta şimdiye kadar aşk adına düşündüğüm , söyledğim , kınadığım vs. ne varsa geri alıyorum.Evet ben tükürdüğümü yalıyorum. İlk görüşte aşk diye birşey varmış.İnsanı öldürürmüş.Uykulardan eder yemeden içmeden kesermiş.İnsana olmadık şeyler yaptırırmış.Aklın 15 yaşına kadar inermiş.Midene kramplar girermiş.Heyecandan elin ayağın tutmaz olurmuş.Küçücük bir haber telefon mesajla aklın başından gidermiş.Aşk böyleymiş."Ağlamak istiyorum aşkımın şiddetinden" diye bir şarkı vardı ne salak bir şey niye ağlayacağım aşık oldum diye derdim.Öyle değilmiş işte manasızca ağlanabilirmiş.Aşk insanı kollarından tutup çoook yükseklere fırlatırmış da sen o heyecanla yukarda seni biri tutacak mı? yoksa aynı hızla aşağı mı düşeceksin ? diye hesap etmezmişsin.O uçuşun şuursuzluğuyla beynin bulanırmış.Karnının içinde milyonlarca kelebek aynı anda kanat çırparmış.Kendini aptal aptal sebepsiz yere gülümserken bulurmuşsun. Beraber geçirdiğin o azıcık küçücük zamanı tekrar tekrar yaşarmışsın ,aynı heyecanı her seferinde duyarmışsın.O küçücük zaman sanki bir ömürmüş gibi gelirken aynı zamanda ne kadar da kısaymış dermişsin.İki tezat duyguyu aynı anda yaşarmışsın.Aklına her geldiğinde ateş çıkarmış yanaklarından.Ya ararsa diye tuvalete bile telefonla gidermişsin banyo yaparken arada suyu kapatıp telefon mu çaldı diye kafanı dışarı uzatırmışsın.Hem herkese anlatmak istermişsin hem kimseye söyleyemezmişsin.Ona söylemek istermişsin ama ona da söyleyemezmişsin.Bilmesi neyi değiştirirmiş ki??İçip unutmak istermişsin ama aldığın her yudumla kanına yayılırmış sanki de daha beter olurmuşsun. Aşk böyle bir şeymiş.Şarkılar daha anlamlı gelirmiş.Enerjin tavan yaparmış hiçbirşey yapamasan evde deli gibi zıplarmışsın.Kimse kendinden vazgeçecek kadar aşık olmasın derdim.Yooookkk yokmuş öyle birşey onun hesabını sen yapamazmışsın geçilmesi gerekiyorsa geçermişsin kendinden.Gel dese gözünü kırpmadan gidermişsin.Bir daha görmek için neler vermezmişsin. Nasıl birşeymiş de nasıl hissettirirmiş insana bu aşk.Hiç bir keyif verici maddeyle bu kafayı yapamazsın herhalde.İnsanın ilk görüşte hiç dizlerinin bağı çözülür mü? Kalbin dakikada 180 atar mı? Ense kökünden aşağı doğru beyni boşalır mı? Aşk böyle bir şeymiş.Karşılığı var mıymış yok muymuş?Kimse bilmezmiş.Ama aşk çok güzel birşeymiş....