16 Mayıs 2013 Perşembe

seviyorum bisiklete binmeyi....

Canım İzmir'deydim bu hafta sonu ve uzuun zamandır yapmadığım birşeyi yaptım.Bisiklete bindim :) Çocukluğumdan beri bisiklete binmeye bayılırım.Karşıyaka'dan bir bastım pedala Bostanlı'ya doğru deli gibi sürdüm.Kaç tur gittim geldim.Yüzümde bir gülümseme taa ortaokul lise zamanlarıma gittim.Bir bisiklet grubumuz vardı.Akşam üstü olunca toplanırdık bizim sokakta , arka arkaya dizlirdik.Çıkardık sahile bütün Bostanlı Karşıyaka'yı dolaşırdık.Sonra parkların birinde mola verirdik.Erkekler bisikletlerle kızlara numaralar yapardı.Bir havalar bir atraksiyonlar :) Biz de sırıta sırıta seyrederdik.
İlk bisikletim pinokyo markaydı.Sonra benle birlikte bisiklet boyutları da büyüdü.Herkeste bisiklet olduğu halde başkasın bisikletine binmek nedense daha cazip geliyordu.İlla ki bir tur birbirimizin bisikletine binerdik.Kontropedal bisikletler vardı bazı arkadaşlarda , şöyle pedalı arkaya bastığın zaman sert bir şekilde dururdu.Yolun topraklı kısmına hızla gelip aniden basardık bisikletin arkası kaysın diye :) Kontropedal bisikleti olmayan arka frenle yapardı aynı numarayı.Ben bir keresinde yanlışlıkla arka fren diye ön frene yüklenip yarış bisikletinin tepesinden yere kapaklanmıştım :) kollarım dizlerim kanamıştı hep.Annem kızar diye eve de gitmemiştim.Bir apartmanın çeşmesinde yıkayıp geçmiştim.Zaten o bisiklet yüzünden bacaklarım uzun bir süre yara bereden kurtulamamıştı.
Tuhaf tuhaf bisiklete binme denemeleri yapardık.Bisikletin arka selesinden sürmeye çalışmak,ellerini bırakıp gitmek,bisikletin yanına doğru tek ayak pedalda diğeri boşta ayakta durmak...Bisiklet lastiği şişirmeler,patlak mı diye kontrol etmeler,atan zincirleri takmalar,yağlamalar...Tamirci gibi  yağ ,kir içinde kalırdık...
Ben hep son hız gitmeyi severdim.Dolaşma modu yorardı beni.Şöyle rüzgar yüzüme vuracak , kulağımda vuuvv diye pedal sesi...Bazen hızımı alamaz ayağa kalkar ayakta sürerdim...Gece karanlığında eve gelirdik.Bisiklet sevdam uğruna 4 kat merdiveni tek başıma indirip çıkartırdım.Tabi orama burama çarpmaktan yeni morluklar olurdu heryerimde ama hiç şikayet etmezdim.
Hafta sonu da bisiklete binerken hep bunlar geçti aklımdan , gözümün önünden :) Ve yine son hız ve ayakta,rüzgar yüzüme çarpa çarpa bindim keyifle :)

13 Mayıs 2013 Pazartesi

sevgili diji günlük.....

 Eyy diji günlük bugün çok içimi dökmek istedim sana.

Kendimin bazı durumlarından çok muzdaripim.Şöyle ki ;kendim gibi olamadığım , içimden istem dışı odun çıkan , embesil kılıklı durumlarım var.Bir kısım heyecan  ,ters birşey yapmamak için kendini sıkma , sevindirik olma ama durumu seviyeli ve dozunda yansıtma isteği , bu arada içten gelen saçmalama kendin ol stres yapma sesi hep beraber birleşince toptan kal gelme hali..... Ah be diji günlük beni bir görsen hiç tanıyamazsın.Ben bile tanıyamıyorum kendimi o durumdayken.Ya saçma sapan hareketler yapıyorum ; ayarsız tepkiler , yersiz konuşmalar ya da hiç birşey yapmıyorum.İçimden geçen hiçbirşeyi söyleyemiyorum.Davranmak istediğim gibi davranamıyorum.O anlarda beni buzdolabı ile yanyana koysan ikimizin de soğukluk derecesinin eşit olduğunu görürsün.
Çok heyecan bana yaramıyor be diji günlük.Heyecanı bastırmak için biraz içeyim bari diyorum bu sefer dönüştüğüm şey öbüründen daha beter oluyor ve bir ayar tutturamıyorum.Bu halimi hep anlatırdım da hadi canım insan ne kadar değişir abartma derlerdi.Bir keresinde bir arkadaşım gördü benim o halimi ve tuttu omuzlarımdan sarstı resmen kendine gel diye :) hala konuşuruz , hala benim o hale nasıl geldiğime inanamaz.
Aslında diji günlük birkaç gün geçip de duruma alışmaya başlayınca herşey normale dönüyor bende de bazen o kadar vakit olmuyor.İşte o can sıkıcı.
ilk intiba önemlidir konusu mu beni bu kadar strese sokan acaba?Hep söylene söylene kafama kazınmış da bilinçaltımı mı ele geçirmiş? Bilemiyorum...
Ah sevgili diji günlük şimdi insanlarla tanıştığımda hemen karar vermemeye çalışıyorum.İlk görüşmelerde kıl olduğum ama sonra sevdiğim arkadaşlarım da oldu benim.Bendeki kadar ileri boyutta olmasa da kendini hemen ifade edemeyen , çelik kalkanı olan başka insanlar da var.Bu biraz da karşı taraftan ilk adımı beklemekle mi alakalı acaba diye de düşünmüyor değilim.Hani sen bir adım at ben sana koşacağım hesabı....Var gerçekten böyle birşey.bazı insanlar önce donuk görünür ama sen yakın davranınca içinden sevgi kelebeği çıkar :)
Bunu yazınca aklıma lise andaçım geldi diji günlük :) Arkadaşlarımın benim için yazdığı ilk cümle "Soğuk ve kendini beğenmiş görünmesine rağmen son derece sıcak ve sevimli...." diye devam eder :)
Ama olmuyor diji günlük , bu böyle olmuyor.Bazen ikinci fırsatın olmuyor....